Karaciğer temizliğinde hep kara hindiba anlatılır; yalnız asıl karaciğer temizleyici mavi hindibadır.
Bugün size yol kenarlarında, tarlaların kıyısında kendi halinde açan ama iç dünyasıyla derin bir şifayı taşıyan bu bitkiden söz etmek istiyorum: Mavi Hindiba. Halk arasında “yabani hindiba”, “acı marul” ya da “gök hindiba” olarak da bilinir.
Kıymetli okuyucularım,
Her bitkinin bir huyu vardır. Kimi gösterişi sever, kimi rüzgârı bekler, kimi de sessizce toprağın nabzını tutar. Diğnik otu işte o sessizlerden biridir. Dağların kıyı çerçevesinde boy verir; gövdesi ince, yaprağı yumuşak, kokusu hafif ama etkisi derindir. Ne pazarda bağırır ne aktarda öne çıkar; fakat bilen bilir ki bu ot, bedenin fazlasını alan büyük bir arındırıcıdır.
Kıymetli okuyucularım,
Havalar soğudu, mevsim değişti.
Bu dönemde bedenimizin en çok ihtiyacı olan şey, güçlü bir bağışıklık.
O yüzden bugün sizlere bağışıklığımızı destekleyen, direnci artıran özel bir bitkiden söz etmek istiyorum: Gökbaş.
Halk arasında mor ekinezya olarak da bilinen bu bitki, doğanın bize sunduğu en zarif koruyuculardan biridir.
Toprağın üzerinde mor bir taç gibi açar, insana da direncin zarafetini öğretir.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı bitkiler görünüşüyle kendini belli eder; bazıları da elinize değdiğinde konuşur. Yapışkan andız otu, insanın eline yapışan o hafif reçinemsi dokusuyla kendini tanıtan bitkilerden biridir. Dağların güneş gören eteklerinde, taş aralarında, kireçli toprağın içinde kök salar. Gövdesi serttir ama yaprağı yumuşak, kokusu hafif buruk, etkisi ise beklenenden çok daha derindir.
Kıymetli okuyucularım,
Doğada bazı bitkiler vardır, görünüşü mütevazıdır ama içindeki güç, nice ilacın önüne geçer. Çay ağacı da onlardan biridir. Adı “çay” diye geçer ama bildiğimiz içtiğimiz çayla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu ağacın asıl mahareti yapraklarındadır; o yapraklardan çıkan bir damla yağ, bazen bir tenin kaderini değiştirir.
Limonu çoğu kişi “ekşi bir meyve” diye tanımlar. Oysa limon, bedende ustalıkla çalışan biyokimyasal bir düzenek gibidir. İçindeki her bileşen, insanın farklı bir kapısını açar. Limonun asıl ustalığı da buradadır: Basit görünür, derin işler yapar.
Kıymetli okuyucularım,
Bedenin dili vardır; kimi zaman bir kokuya, kimi zaman bir renge yönelir.
Böğürtlenin koyu rengi, aslında bitkinin bize sessizce söylediği bir şeydir:
“Benim şifam derindir.”
Kıymetli okuyucularım,
Bazı yağlar vardır, şişede duruşu sade ama etkisi yılların birikmiş yükünü bile hafifletir. İşte hint yağı tam da böyle bir yağdır. Yoğun kıvamı, koyu ağırlığı ve sabırlı etkisiyle bilinir. Acele sevmez; hızlı mucize vadetmez. Ama düzenli dokundu mu, bulunduğu yeri baştan aşağı toparlar.
Kıymetli okuyucularım,
Doğa bazen en güçlü ilacını sessizce sunar. Ne gösterişi vardır ne de iddiası… Beşparmak otu da işte böyledir. Yol kenarında, tarlanın kıyısında, kimsenin dönüp bakmadığı yerde durur ama bedene girdi mi konuşmaya başlar.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı bitkiler vardır; boyu kısadır ama etkisi derindir. Bodur otu da bunlardan biridir. Göze gelmez, iddiası yoktur, gösterişli çiçekler açmaz. Ama bedenle tanıştı mı işini bilir. Özellikle de karaciğerle…
Kıymetli okuyucularım,
Doğada bazı bitkiler vardır; ismi gibi çalışır. Altınbaşak otu da bunlardan biridir. Sarı başaklarıyla güneşi hatırlatır ama asıl mahareti görünmeyen yerde, böbreklerde ve idrar yollarında ortaya çıkar.
Kıymetli okuyucularım,
Gelinciği çoğu zaman tarlalarda gördüğümüz kırmızı bir çiçek olarak biliriz. Göze hitap eder, baharı hatırlatır. Oysa gelinciğin asıl sözü kışadır. Soğuk aylar gelip beden ağırlaştığında, nefes daraldığında, geceler uzayıp uyku bölündüğünde gelincik sessizce devreye girer.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı bitkiler çiçeğiyle konuşur, bazıları yaprağıyla... Maka ise köküyle söz söyler. Toprağın altında büyür, sessizce güç toplar. Bu yüzden makanın dili yüzeye değil, derinliğe hitap eder. Özellikle kış aylarında bedeni ayakta tutan bitkilerden biri olmasının nedeni de budur.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı kokular vardır, insanın aklını değil nefesini açar. Akgünlük sakızı da böyledir. Yandığında duman çıkar ama asıl etkisi sessizdir; bedende ve zihinde iz bırakır.
Akgünlük, sert topraklarda yetişen bir ağacın gövdesinden sızar. Ağaç kesilmez, yaralanır; onarırken bize şifa bırakır. Kuruyan bu reçineye akgünlük sakızı deriz. Doğunun bilgeliğinde yeri büyüktür ama asıl marifeti gösterişte değil dengededir.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı bitkiler vardır, adını duyan çoktur ama huyunu bilen azdır. Akasya gamı da onlardan biridir. Ne baharat gibi yakar ne ilaç gibi bastırır. O, bedeni kendi yoluna geri çağıran bir düzenleyicidir.
Akasya ağacı yaralandığında gövdesinden yavaşça bir öz sızar. Bu öz donar, kurur ve gam olur. Ağacın kendini onarma biçimi, insana şifa olarak döner.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı bitkiler vardır; adı sofrada geçer ama asıl marifeti bedende çalışır. Çemen otu da onlardan biridir. Kokusu keskindir, tadı baskındır; ama etkisi sessiz ve derindir. Doğru zamanda, doğru miktarda alındığında bedeni içten içe toparlayan bitkilerin başında gelir.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı bitkiler nazik davranmaz. Serttir, yakar, uyandırır. Hardal da böyledir. Bedene “uyan” diyen, tembelliği sevmez. Küçük tohumu vardır ama etkisi büyük ve hızlıdır. Doğru kullanıldığında şifa, ölçüsüz kullanıldığında yük olur.
Kıymetli okuyucularım,
Doğada bazı çiçekler vardır; bağırmaz, çağırmaz ama yanından geçenin ruhuna dokunur. Akzambağı da onlardandır. Beyaz rengiyle saflığı anlatır, kokusuyla derinliği, içindeki özüyle de kadim bir bilgiyi taşır. Çiçeğiyle başka, poleniyle başka, soğanıyla bambaşka bir hikâye anlatır.
Kıymetli okuyucularım,
Spirulina yosunu, doğanın sessiz ama iddialı armağanlarından biridir. Tatlı su kaynaklarında yetişen bu mikroyosun, küçük yapısına rağmen taşıdığı besin değeriyle adeta yoğunlaştırılmış bir doğa özeti gibidir. Binlerce yıldır farklı coğrafyalarda fark edilmeden kullanılmış, bugün ise içeriği daha iyi anlaşıldıkça hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. Spirulina ne gürültü yapar ne de kendini över; içeriği konuşur.
Kıymetli okuyucularım,
Bazı bitkiler vardır; kapıdan içeri girdiğinde kendini hissettirir ama sesini yükseltmez. Limon otu tam da böyledir. Ne keskin bir iddiası vardır ne de aceleci bir etkisi… Fakat tanıyan bilir: Bu bitki, insanın iç gürültüsünü azaltır.